Nabi Avcı…

oktay rıfat 27 04 2011 ekspres gazetesi



İnsanın, siyaset yüklü bir kahvaltılı basın toplantısının hemen sonrasında İngiliz yazar Jeffrey Archer’ın özel öykü dünyasına yönelmesi mümkün mü? Eğer “siyaset” denilen o dünyaya giren isim Prof.Dr.Nabi Avcı ise, tabii ki mümkün…

AK Parti’nin Eskişehir milletvekili aday listesinin birinci sırasındaki isim, siyaset arkadaşlarını yanına alarak güzel bir basın toplantısı düzenledi. Sorulan sorulardan çok, verilen yanıtlardaki üslubun önemli olduğu bir toplantıydı…

Devamında kısa süre ayak üstü sohbet etme fırsatı bulduk…

Atatürk Caddesi üzerindeki Avrasya AVM’nin en üst katından, bir dönem, Eskişehir Maarif Koleji’ne ev sahipliği yapmış pembe boyalı mütevazi binayı göstererek “Bu binayı hatırlar mısın?”diye sordu…Ben, ”Biz o binada hiç okumadık , Tepebaşı’daki yeni binada başladı maceramız” diye yanıtlayınca şöyle devam etti:

“Biz o binada üç yıl okuduk…Buradan baktığımda, Jeffrey Archer’ın o kitabındaki sokak satıcısı manav karakteri geldi aklıma. Hani, hayata sokakta bir el arabasıyla sebze satarak başlayan, adını Dürüst Manav olarak halka tanıtan ve ilerleyen yaşlarında dev bir ekonomik imparatorluğun sahibi olan adam…Seksen yaşına geldiğinde, bir zamanlar sokaklarında sebze sattığı mahallenin yakınında büyük bir malikanede yaşamaktadır ama arada bir ortadan kaybolmaya başlar. Çocukları, yakınları merak ederler, nereye kayboluyor diye…Sonra…Görürler ki, yaşlı adam tıpkı gençliğinde olduğu gibi sabahın erken saatinde hale gitmekte, sebzeleri almakta ve ilk günkü gibi sokakta satmaktadır. Neden diye soran çocuğuna şunu söyler…Evimden burası kuş uçuşu 500 metre mesafede…60 yılda 500 metre öteye gitmek hiç de fena değil…Ben de o binaya bakınca, buraya kadar kuş uçuşu 250 metre mesafe görüyorum…Bir insan yaşamı için hiç de fena değil…”

İngiltere’nin politikaya da karışmış 1940 doğumlu, üzerinde en çok tartışılan yeni dönem yazarlarından Jeffrey Archer’ın “As the crow flies” (Kuşuçuşu) kitabındaki Charlie karakterinden yola çıkarak bir insan kendini bu kadar mütevazi anlatırsa, karşınızda çok farklı bir “siyasetçi” var demektir.

- Aslında hayli uzun bir yürüyüş…

Prof.Dr.Nabi Avcı açısından, Eskişehir Maarif Koleji’nin eski binasından başlayıp bugünlere kadar uzanan yaşam serüveninin bir kuş uçuşundan daha zorlu olduğuna hiç şüphe yok…

O’nu, 40 kusür yıl öncesinden tanımış bir insan olarak yazıyorum bu yazıyı…

İkimiz de aynı okulun mezunlarıyız…Eskişehir Maarif Koleji’nin yatılısında genel olarak adet, altıncı sınıfı okuyan ağabeylerin her şeyin kontrolünü ellerine geçirmeleri fakat bütün işlerin de dördüncü sınıf öğrencileri tarafından yürütülmesine dayanırdı.

Yani, yatakhane başkanı altıncı sınıftan bir ağabey, yardımcısı dördüncü sınıftan bir öğrenci olurdu. Nedeni…Beş ve altıncı sınıfların zorlu üniversite sınavlarına hazırlanma telaşında detaylar ile uğraşacak zamanlarının olmamasıydı.

Kader, dördüncü sınıfta, Nabi Avcı’nın yardımcısı olmamı sağladı…

Okulun en çok okuyan…

Her konuşmasında yeni bir felsefi birikimin kıvılcımlarının hemen fark edildiği…

Üslubu son derece yumuşak ve toparlayıcı…

Buna karşılık inandıkları doğrultusunda sarsılmaz irade gösteren bir “örnek…”

1960’ların sonlandığı, 1970’lerin fırtınalı günlerinin başladığı günlerde yaşamın yüksek dalgalarını karşılarken, inançlarımız öne çıkıyordu ve haliyle çok tartışıyorduk…

Genç Nabi Avcı’nın bütün o tartışmalarda ses tonunu en alt seviyede tutmaya çalışarak en sert sözcükleri olgunlukla karşılaması dikkat çekiciydi…Sanki, hiç sinirlenmeyecekti, en ağır cümleler karşısında bile vekarını korumakta kararlıydı…

O yıllardan bugünlere, onun en önemli özelliğinin “sabır” olduğuna inanırım…

Ruhunun derinliğinde yatan yüksek inanç, kişiliğindeki sabırla birlikte, en pervasız, en hoyrat fikirlerin sahiplerine bile olgun mukabeleyi kazandırmıştı kendisine…

- Siyasetin yeni üslubu…

Nitekim, basın toplantısında yöneltilen en “tahrik edici” soruları bile, kişiliğinin bu çok özel bölgesinde eritip, her türlü polemikten uzak yanıtlar vermesi ilk gençlik yıllarında –belki de merhum Cevat Ülger hocamızın da katkılarıyla- ruhuna yerleşmiş bu olgunluğun eseriydi…

Şu sözler ona ait…

“Üzerinde anlaşamadığımız konular nedeniyle birbirimizin boğazına sarılacak düzeyde değiliz…”

“Siyasette düşmanlar üretmek ve bu çaba içinde sert söylemler geliştirmek de zorunda değiliz…”

“Bence üslup çok önemlidir. Siyasette henüz yeniyim.Ünlü bir söz vardır. Bekara hanım boşamak kolay diye…Bugüne kadar bir danışman olarak siyasetçiyi sakinliğe davet eden bendim, ama ileride bazıları söyledikleri ile dengemi bozarlar mı bilemem…”

“En sakin siyasetçiler bile biraz kalabalık görünce dolduruşa gelip dillerini şaşırıyorlar. Bu nedenle kalabalıklar içinde söylenmiş sözleri kişisel değerlendirmeyeceğim…”

Bu yaklaşım, belki gazetelerde manşet sıkıntısı yaratabilir, siyasetin şehvetini azaltabilir ama, Türkiye belki de artık bu üsluba hazırlanmalıdır…

Prof.Dr.Nabi Avcı, belli ki farklı bir siyaset adamı olacak… İyi de olacak…

 

 
 

 

 

Her hakkı saklıdır © 2011 - 2012
Design By Mustafa Cüneyt ÜLGER - Ali Cevat ÜLGER